FACEBOOK INSTAGRAM YOUTUBE TWITTER RANDEVU AL LAB. SONUÇ NÖBETÇİ ECZANE YOL TARİFİ

Genel Cerrahi

LAZERLE AMELİYATSIZ HEMOROİD (BASUR) TEDAVİSİ
Hemoroid (Basur) tedavisinde, yeni yöntemlerle, hastalar hemoroidlerinden 5 dakika gibi kısa bir sürede kurtulabiliyor : Ameliyat olmadan, hastaneye yatmadan, istirahate ihtiyaç duymadan, pansuman gerekmeden... Hemoroid hastaları, önce hastalıkları makat bölgesinde olduğu için doktora gitmeye çekinirler, utanırlar. Bundan dolayı, krem ve ilaçlarla iyileşebilecek başlangıç seviyesindeki hemoroidler de ilerler ve hastanın hayatı gittikçe zorlaşır. Ne zaman ki, hemoroidler yüzünden hasta artık ağrılara dayanamaz hale gelir, o zaman doktora gider. Bu sefer de sanki tek çareymiş gibi klasik hemoroid ameliyatı, hastaya çözüm gibi sunulduğunda, hastamız, bu kez 
ameliyat ve sonrasında yaşanabilecek sıkıntıların yarattığı korkuyla karşı karşıya kalır. Gerçi, klasik yöntemle ameliyatlar ve sonrasında yaşananlar düşünülünce hastaların hemoroidleri ile barışmaya çalışıp, tedaviden kaçmalarını da anlıyorum. 
 
 
 
 
Hemoroidden, ameliyatsız ve hızlı bir şekilde kurtulun !
 
Klasik ameliyatlar sonrasında yaşanabilecek sıkıntılar say say bitmez aslında ve hep bu sıkıntılar yüzünden hastalar tedaviden kaçar, kaçtıkça da o hemoroidler günden güne daha da çekilmez hale gelir. Hasta ameliyat olmaktansa bitkisel yöntemlere yönelir ama maalesef çözüm bulamaz. Çevreden duyduğu yöntemleri evde uygulamaya kalkar, doktorun yanına daha da kötüleşmiş halde gelir. Geçici 
rahatlatıcı uygulamalarla günü kurtarmaya çalışır, ama nereye kadar değil mi ?!
 
Peki neden korkulur klasik ameliyatlardan ? 
 
Klasik ameliyatlarda, kanama ve enfeksiyon ihtimali vardır. Kaslar yanlışlıkla kesilirse eğer, gaz ve dışkı kaçağı olabilir ve hastanın hem özel hem de sosyal hayatında çok büyük sorunlara yol açabilir. Çok fazla doku alındığında ise makat darlığı olabilir. Bu durum aslında hastanın hayatını cehenneme çevirebilir, çok ızdıraplı bir durumdur. Klasik hemoroid ameliyatı ile yapılan tedavilerde 2 ay kadar istirahat gerekebilir, çünkü iyileşme bir hayli zaman alır. Klasik hemoroid ameliyatlarında şiddetli ağrılar olur. Hastalar klasik yöntemle yapılan tedavi sonrasında “Hemoroidli  günlerimi tercih ederdim” bile diyebilir. Ama, artık günümüzde hemoroitlere ameliyatsız ve çok daha konforlu çözümler sunuluyor. 
 
Hemoroidlere veda etmek için sadece 5 dakika yeterli !
 
Ameliyatsız bir yöntem olan Infrared Fotokoagülasyon, halk arasında lazer ile hemoroid tedavisi olarak da bilinir. Bu uygulamada anal kanalın içerisinde hemoroid başlangıç noktasına infrared ışını uygulanır. İşlemin yapıldığı yerde duyu sinirleri olmadığı için anesteziye gerek yoktur. Birkaç dakika süren bu işlem ağrısız ve acısızdır. Özellikle iç hemoroid tedavisinde, “Infrared Koagülasyon Teknolojisi” ile ameliyatsız ve hastaneye yatmadan, günlük hayatınıza hiç ara vermeden, 4-5 dakikada hastalığınızdan kurtulabiliyorsunuz. Bir diğer ameliyatsız hemoroid tedavi yöntemi ise bantla boğma yöntemi olarak da bilinen “Ligasyon”dur.  2 ve 3. derece hemoroidlerde başarıyla uygulanır. Anal kanal içerisine sokulan bir vakum cihazı yardımıyla hemoroid memesine bir bant 
yerleştirilir. Kan dolaşımı bozulduğundan bir iki hafta içerisinde hemoroid memesi çürüyerek düşer. Uygulama alanında duyu siniri olmadığından, bu yöntemde de  anesteziye gerek yoktur. Tedavinin hemen sonrasında, işinize, okulunuza yani hayatınıza dönebilirsiniz. Infrared Koagülasyon ve Ligasyon yöntemleri ile yapılan tedavilerde, hastaneye yatış gerekmemektedir. Hastanın toparlanması ve günlük hayatına geçişi için gerekli süre çok ama çok kısadır. Hastalar, klinik ortamından, tedavinin hemen sonrasında yürüyerek ayrılırlar. Hatta, tedavinin sonrasında, iş, sosyal ve özel hayatlarına kaldıkları yerden, ama bu sefer sağlıklı bir şekilde, devam ederler. Öyle ki, işinizden öğle tatilinde ayrılıp hemoroid tedavinizi yaptırıp yeniden işinize dönebilirsiniz. Bu yöntemler, herhangi bir istirahat gerektirmeyen ameliyatsız yapılan uygulamalardır. Operasyon sonrasında pansuman gerekmez. Uygulamalar, ağrısız olduğundan narkoz gerektirmez, uygulama sonrasında huzursuzluk ve rahatsızlık hissi oluşmaz. Sadece tuvaleti gelmiş hissi olabilir. Kanama ya hiç olmaz ya da ameliyata oranla çok daha az olur. Kesici aletler kullanılmadığından kaslarınız hasar görmez, dışkı ve gaz tutamama problemi de yaşanmaz. Geniş doku çıkarmak gerekmediğinden de makat darlığı oluşmaz. 
 
Hatta, lazerle hemoroid tedavisi sırasında aynı zamanda eğer varsa makat sarkması da düzeltilir. Kanama varsa, kanayan damarlarda pıhtı oluşacağından, bu sorunda uygulama anında ortadan kaldırılır. 
 
Hemoroid tedavisinden korkmayın ve tedavinizi ertelemeyin !
 
Hem çok daha kısa sürede, hem de ameliyatsız, hem de konforlu yöntemler sizlere sunulmuşken, artık hemoroidlerinizi tedavi ettirmekten korkmayın. Bu yeni tedavi yöntemleri ile, hayatınızdan sadece bir 5 dakikayı kendinize ayırın ve yaşadığınız kabustan uyanın.
 

Tıpta bazı hastalıkların tedavisi için tanımlanmış çok sayıda ameliyat türü vardır. Bir kısmı ilk uygulayanın adı bir kısmı anatomik yapılanmaya veya kesilen şekle göre adlandırılmaktadır. Bunlardan biri var ki o da hastanın aklını çelme amaçlı tanımlanmış olan lazerle tedavidir. Halihazırda bazıları terk edilmiş 20 çeşit ameliyat yöntemi vardır. Aslında bu kadar çok yöntemin olması hastalığın gerçek tedavisinin hala bulunmadığını ve bunların iyi ve kötü olarak sınıflanabileceğini gösterir.

 

KIL DÖNMESİ LAZER İLE TEDAVİ EDİLEBİLİYOR.

FILAC adı verilen lazerli tekniklerle kıl dönmesi tedavi edilebilir. Bu tekniklerle boşluk adeta silikon ile dolgu yapar gibi, lazer ile yakılarak kapatılır. Bu teknikte önce kıl dönmesi boşluğu yolu temizlenir ardından ince bir kürdan çapında olan lazer çubuğu ile fistül tüneli yakılır. Bu teknik komplike olmamış olgularda rahatlıkla lokal anestezi ile uygulanabilmekte, komplike olgularda ise genel anestezi altında yapılmaktadır. İşlemden sonra ağrı hissedilmez, çok hafif bir yanma hissi oluşabilir ve operasyondan oldukça başarılı sonuçlar alınır. Operasyon sonrası hemen günlük hayata dönmek mümkündür. Bu teknik ile yüzde 7 nüks oranı mevcuttur.

 

 
HEMOROİD 
Yaygın olarak “basur” diye adlandırılan hemoroidler, anal kanaldaki varisli venlerdir. Çoğu insanda bir dönem hemoroid olabilir.
Anal kanalın iç yüzeyine zarar verecek ve venlerin normal olarak korunmasını engelleyecek olan sürekli katı kıvamlı dışkı geçişi gibi, kabızlık sırasında ıkınmak da hemoroidlere neden olabilir. Bölgeye sınırlı kan akımı başka bir etkendir ve gebelik sırasında hemoroidlerin yaygın olarak görülmesinin sebebidir.
 
Anal kanaldaki kan damarları ağının dikkate değer bir kısmı, akışı düzenleyecek kapaklardan yoksundur. Bu nedenle, kanın ağırlığı sarkmaya meyilli en aşağıdaki damarlara ilerler. Kanal içinde yukarıda bulunan basurlar iç hemoroidlerdir. Aşağıdakiler ise dış hemoroidlerdir ve anüsten çıktıklarında sarkarlar. Başlangıçta sarkmış bir hemoroid kendiliğinden geri çekilebilir ancak, sonraları dışkılama sonunda siz içeri itmek zorunda kalabilirsiniz. Sonunda içeri itilemez hale gelebilir.
Hemoroidler sarkmadıkça ya da irritasyon, enflamasyon ve kanama ya da akıntıya neden olmadıkça tedavi gerektirmez ve hemoroidler kansere dönüşmez.
 
 
Anorektal Fistül
Bir ucu anüs kanalına, diğer ucu ise genellikle perianal deriye açılan boru biçiminde kanal oluşumudur.
 
Etiyoloji
Fistüller genellikle perirektal abse drenajına bağlı ya da spontan olarak gelişir. Fistüllerin çoğu anorektal kriptalardan kaynaklanır. Diğerleri divertikülit tümör ya da travmaya bağlı olabilir. Bebeklerde fistüller konjenitaldir ve erkeklerde daha sık görülür. Rektovajinal fistüller ise Crohn hastalığı, doğum travmaları, radyoterapi ya da habis bir hastalığa bağlı gelişebilir.
 
Semptomlar, Bulgular ve Tanı
Genellikle absenin ardından aralıklı ya da sürekli bir akıntı öyküsü vardır. İnspeksiyon ile bir ya da birden fazla delik görülür ve kkordona benzer bir kanal palpe edilebilir. Kanala yerleştirilen bir çubuk derinliği ve yönünü belirleyebilir. Bunula birlikte anoskopide primer delik saptanabilir. Bunun ardından sigmoidoskopi yapılmalıdır. Hidradenitis supurativa pilonidal dermal süpüratif sinüs ve üretroperineal fistül kriptojen fistüllerden ayrıt edilmelidir.
 
Tedavi
Tek etkili tedavi ameliyattır. Primer delik ve tüm fistül hattının tavanı açılarak bir hendek şeklinde çevrilir. Sfinkterlerin kısmi olarak bölünmesi gerekebilir. Sfinkter halkasının bir bölümü kesilirse kısmi inkontinans gelişebilir, yara iyileşmesi geciktiğinden diyare aktif ülseratif kolit ya da Crohn hastalığı olduğunda fistülotomi tavsiye edilmez. Crohn hastalığı olan hastalarda semptomatik anorektal fistüllerde metronidazol ya da başka uygun antibiyotikler kullanılabilir.
 
HİPERTİROİDİ
Metabolizma artışı ve serumdaki serbest tiroid hormonu düzeylerinin yükselmesiyle ortaya çıkan ve çeşitli spesifik hastalıkları kapsayan klinik bir tablodur.Hipertiroidi ve tirotoksiloz terimlerinin kullanılması konusu tartışmalıdır. Bazı uzmanlar bir nedeni de hipertiroidi olan klinik tablo için tirotoksikoz terimini kullanmayı yeğler.
 
Etiyoloji 
Hipertiroidi, kandaki tiroid bezi uyarıcıları ya da otonom troid işlev artışına bağlı olarak tiroid bezinde tiroid hormonlarının sentezi ve salgılanmasının artışına bağlı olabilir. Ayrıca hormaon sentezi artmaksızın troid bezinden periferik dolaşıma tiroid hormonu salınmasının artmasına da bağlı olabilir. Bunun en sık nedeni çeşitli tiroid nedenlerine bağlı olarak tiroidde yıkıma yol açan değişikliklerdir. Hipertiroidinin son önemli nedeni de aşırı miktarda tiroid hormonunun bilinçli olarak ya da kaza sonucu alınmasıdır.
 
Semptomlar ve Belirtileri
Semptomlar ve belirtilerin çoğu bütün tiplerde hemen hemen aynıdır. Hipertiroidide klinik tablo dramatik ya da hafif olabilir. Sık rastlanan belirtiler ve semptomlar, guatr, taşikardi, nabız basıncında genişleme, sıcak, ince, nemli deri, göz belirtileri vs.. dir. Yaşlılar özellikle toksik nodüler guatrlılarda apatik ya da maskeli hipertiroidiyle atipik tablo görülebilir.
 
HİPOTİROİDİ
Erişkinde klinikte tiroid hormonu eksikliğine tipik bir yanıttır.En sık rastlanan formu olan prime r hiopotiroidi muhtemelen bir otoimmünhastalıktır. Genellikle hashimoto tiroidi sonucunda ortaya çıkar ve sıklıkla sert bir guatr vardır. Ya da hastalık ilerledikçe görülen fibrotik tiroid bezi çok az işlev görür. Ya da hiç görmez. İkinci sıklıktaki form tedavi sonrası hipotiroidtir. Özellikle hipertiroidi de radyoaktif iyot tedavisi ya da ameliyattan sonra görülür. Propiltiourasil metimazol ve iyot ile aşırı tedavi sırasında hipotiroidi genellikle tedavi sona erdikten sonra geriler. Yaşlı kadınlarda hafif hipotiroidi sık görülür.Hashimoto dışı guatrı olan hastaların çoğunda ötroidi vardır ancak endemik guatrda guatrlı hipotroidi meydana gelebilir. İyot eksikliği tiroid hormanugenezini azaltır.TSH salınır. Tiroid bezi TSH uyarısı altında büyür ve iyot tutar. Bunun sonucunda guatr meydana gelir. İyot eksikliği ileri derecede ise bu hastada hipotiroidi gelişebilirse de bu hastalık iyotlu tuzun kullanılmaya başlamasından bu yana ABD’de neredeyse ortadan silinmiştir.
 
Semptomlar ve Belirtiler
Primer hipotiroidide semptomlar ve belirtiler genellikle hipertiroididekilen tam tersidir ve başlangıçta hafif ve sisnsi olabilir. Yüz ifadesi donuk, ses kısık, konuşma yavaş, yüz şişkindir. Göz çevresinde hialüonik asir ve kontroitin sülfat adlı mukopolisakaritlerin infiltrasyonuna bağlı şişme vardır. Soğuğa intolerans belirgin olabilir.
 
GASTROİNTESTİNAL KANAMA
Kan kusma, rektumdan taze kanama, koyu siyah renkte dışkılama veya ağızdan anüse kadar herhangi bir yerden gizli Gİ. Kanamadır.
Gİ ağızdan anüse Gİ sistemin herhangi bir yerinden kaynaklanabilir. Hematemes çoğunlukla arter veya varis kökenli ÜGİ sistemden gelen belirgin bir kanamayı gösterir. Hematemes veya kahve telvesi renkli kusma kanamanın üst gastroentestinal sistemden kaynaklandığını gösterir. Kanama ther zaman Treitz lilgamentinin üstündedir. Kahve telvesi yavaşlamış veya durmuş kanamadan ve kırmızı hemoglobinin mide asidi ile kahverengi hematine dönüşmesinden ileri gelmektedir. Hematoşezi alt Gİ sistemden olan kanamayı gösterir. Ancak çok hızlı üst Gİ kanama ile birlikte kanın bağırsaklardan hızla taşınmasıyla da meydana gelebilir. Melena, tipik olarak üst Gİ kanamasının belirtisidir. Ancak ince bağırsak veya sağ kolon kanaması da melena oluşturabilir. Üst Gİ sistemdeki yaklaşık 100 – 200 ml kan, melena oluşturmak için yeterlidir. Kronik gizli kanama Gİ sisteminin herhangibir yerinde olabilir ve dışkı örneğinin kimyasal olarak test edilmesi ile tanı konabilir.
 
PEPTİK ÜLSER
Tipik olarak mide ya da duodenum ilk birkaç santimetresinde olmak üzere muskularis mukozaya kadar penetre olmuştur. Gİ mukozasının bütünlüğü bozulmuş bölümüdür.
 
Semptomlar ve Bulgular
Semptomlar ülserin yerine ve hastanın yaşına bağlıdır. Pek çok hastada özellikle yaşlılarda pek az semptom vardır. Hatta hiç olmayabilir. En sık rastlanan semptom ağrıdır. Genellikle epigastrumda lokalizedir ve yiyecekler ve antasitler ile geçer. Ağrı, yanma, kazınma veya açlık olarak betimlenir. Ağrı genellikle kronik ve yineleyicidir. Hastaların yaklaşık olarak yarısında karakteristik ülser semptomları bulunur. Mide ülseri semptomları genellikle tutarlı bir patern izlemez. Duedonum ülserinde ağrı daha tutarlı olma eğilimindedir. Hasta uyandığı zaman ağrısı yoktur fakat sabahın ilerleyen saatlerinde yakınma başlar. Yemekle birlikte ağrı hafifler. Fakat yemekten 2 – 3 saat sonra tekrarlar.
 
İnsüline Bağımlı Olmayan Diyabet
Diyabetin en yaygın tipidir; tüm diyabetlilerin %75-85 kadarını oluşturur. Vücut çok az insülin ürettiğinde ya da üretilen insülini gerektiği biçimde kullanamadığında ortaya çıkar. Genellikle 40 yaş üstündeki kişilerde görülür. Bu tür diyabet diğerine göre daha hafiftir; ancak yine de tedavi edilmesi gerekmektedir. Hastaların %20’sinde yalnız diyetle kontrol altına alınabilmektedir. Kısıtlanması gereken yiyecekler arasında şeker ve beyaz un, makarna ve pirinç gibi diğer rafine karbonhidratlar yer almaktadır. Bunlar kolay sindirilerek hemen glikoza dönüştürülür ve bu nedenle kandaki şeker düzeyi çabucak yükselir. Kepekli un, siyah pirinç ve taze sebze ve meyveler gibi rafine edilmemiş yiyeceklerin parçalanması daha fazla zaman alır ve kan şekerine de aynı şekilde etki etmez.İnsüline bağımlı olmayan diyabet inaktif ve aşırı kilolu kişilerde daha fazla ortaya çıkma eğilimindedir. Uygun kilonun korunmasıyla büyük oranda önlenmiş olur. Ayrıca tütün içmek de diyabet riskini iki kat artırır.
 
İnsüline Bağımlı Diyabet
Genellikle yaşamın erken dönemlerinde ortaya çıkar ve genellikle kalıtsaldır. Diyabeti bulunan bir kişinin çocuğunda hastalığın ortaya çıkma olasılığı 1/20’dir. Bu tip diyabet, insülini üreten pankreas hücreleri tahrip olduğu için, çok az insülin bulunduğunda ya da hiç insülin bulunmadığında ortaya çıkar. Diğer tip diyabetten farklı olarak, bu tip çok hızlı gelişir- genellikle birkaç hafta içinde.
Hastalık belirlendiği andan itibaren olabildiğince çabuk kendi kendine insülin enjeksiyonu ile tedaviye başlanması gerekmektedir. İnsülin hayvanlardan elde edilebilir; insan tipi yapay insülin de bulunmaktadır.
 
Diyabetin Belirtileri
Her iki tip diyabetin de belirtileri aynıdır.
• Aşırı susama ve ağız kuruluğu
• İştah artışı
• Sık idrara çıkma isteği
• Halsizlik
• İnsüline bağımlı diyabetiklerde kilo kaybı
• Bulanık görme
• Çıbanlar
• Ellerde ve ayaklarda karıncalanma ve uyuşma
• Cinsel organlarda kaşıntı
 
Kasık Fıtığı Nedir?
kasikfitigi01Kasık bölgesinden çıkan fıtıklardır. Karın duvarı fıtıkları içinde en sık görülen fıtıklardır: tüm fıtıkların yaklaşık % 90’ını oluşturur. Bu olguların büyük çoğunluğu erkeklerdedir: her 9 erkeğe karşı 1 kadında kasık fıtığı görülür.
Kasık fıtıkları 3 alt gruba ayrılır: direk kasık fıtıkları, indirek kasık fıtıkları ve femoral fıtıklar. Bu üçü birbirine çok yakın 3 farklı noktadan çıkar ve muayene sırasında kolayca birbirine karıştırılabilir ancak her üçünün de tedavisi aynıdır. İndirek kasık fıtıkları, doğumsaldır, kasık kanalının sonradan ve kendiliğinden açılması sonucu ortaya çıkar. Daha çok çocuklarda ve gençlerde görülür. Direk fıtıklar, adale yırtıklarından dışarı çıkarlar, sporcularla, ileri yaştaki hastalarda ortaya çıkarlar. Femoral fıtıklar, femoral delikten çıkar, en az görülen kasık fıtıklarıdır ve daha çok kadınlarda görülür. Femoral fıtıklar diğerlerinden bir iki cm daha aşağıdan çıkar.
Kasık fıtıkları açık yöntemle veya kapalı yöntemle onarılabilir. Açık yöntemle yapılan yamalı onarım direk ve indirek fıtıkların çıktığı yerleri örterkasikfitigi03 ancak femoral fıtığın çıktığı deliği kapatmaz. Buna karşılık, kapalı yöntemle yapılan bir onarım, iç taraftan her üç deliği de örter. Femoral fıtıklar daha çok kadınlarda görüldüğünden, kadınlardaki kasık fıtıklarının her zaman kapalı yöntemle onarılması daha güvenlidir. Doğru teknikle yapılan bir kapalı onarım, sadece mevcut fıtığı onarmakla kalmaz, ileride aynı taraftan çıkacak diğer 2 kasık fıtığını da önlemiş olur.
 
Kasık Fıtıkları Neden olur:
Kasık fıtıkları içinde en sık görülen indirek fıtıklardır. Burada fıtığın çıktığı yer anatomik olarak kasık kanalının kendisidir. Bu kanal doğumdan önce testislerin karın içinden torbaya indiği doğal yoldur. Doğumdan sonra buranın kapanması beklenir. Bu kanalın kapanmaması veya kapandıktan sonra yeniden açılması fıtığa neden olur. O nedenle İndirek fıtıklar daha çok çocuklarda ve gençlerde görülür.
kasikfitigi02Direk fıtıklar ise, adalenin yırtılması ile açılır.  Sporcularda görülen fıtıklarl ve yaşlı hastalarda görülen fıtıklar daha çok direk fıtıklardır. Adale yırtılmasının farklı nedenleri olabilir: aşırı fiziki zorlanma, ani kilo verilmesi, kronik öksürük, ıkınma ve yaşlanmaya bağlı adale zaafiyeti sayılabilir. Femoral fıtıklar ise, yine anatomik bir kanal olan femoral kanaldan çıkar ve kadınlarda görülür. Kadınlarda açık yöntemle yapılan fıtık ameliyatlarında fıtığın femoral fıtık olabileceğini akıldan çıkarmamak gerekir.
 
Nokta fıtığı
Fıtık oluşmaya yeni başladığında, yırtık küçük olabilir ve henüz barsaklar buradan geöip dışarı çıkmamıştır. Bu şekilde başlangıç halindeki fıtıklara nokta fıtığı veya nokta fıtık denir. Nokta fıtığı dikkatli bir muayene ile veya ultrasonografik inceleme ile anlaşılır. Bir tarafında kasık fıtığı olan kişinin diğer tarafında nokta fıtığı varsa, ve ameliyat öncesi fark edilmiemiş ise ameliyatı takiben kısa süre içinde karşı tarafta da fıtık görülür. O nedenle tek taraflı fıtığı olan hastaların karşı taraf kasık kanallarını da dikkatli muayene etmekü şüphelenildiğinde ultrasonografi ile karşı tarafı tetkik etmek gerekir. Kasık fıtığı nokta fıtığı şeklindeyken, erken dönemde ağrı yapabilir, ayrıca şişlik dışında, bacakta çekilme hassasiyet olabilir. Fıtık deliği büyüdükçe, şişlik de büyür ve barsakların buraya girmesi sonucu kabızlık, şişkinlik ve kramp şeklinde hafif ağrılar olabilir.
 
Scrotal fıtık-dev fıtıklar:
Fıtığın ileri derecede büyümesi torbalara kadar inmesi sonucu scrotal fıtık adını alır.  Bir noktadan sonra fıtık deliği iyice büyür tüm ince barsaklar fıtık kesesini doldurur. Bu fıtıklar artık çok büyük boyutlara kadar ulaşabilirler ve dev fıtıklar oluşur. Bu fıtıklar uzun zaman içinde geçtikleri kanala ve torbaların iç yüzüne yapışır ve kapalı ameliyatı teknik olarak çok zor hale getirir. Bu fıtıklar artık sadece açık klasik yöntemle onarılabilir. Hastanın hem görüntüsünü bozar hem de ağırlık merkezi kayması sonucu yürümesini, rahat hareket etmesini engeller. Onarımları daha güçtür ve komplikasyon riskleri daha yüksektir. Dev fıtıkların fıtık konusunda deneyimli cerrah veya merkezlerde onarılması, nüks ve diğer komplikasyonlardan kaçınmak açısından daha doğrudur.

AKTIP SAĞLIK HİZMETLERİ A.Ş. | 2017