FACEBOOK INSTAGRAM YOUTUBE TWITTER RANDEVU AL LAB. SONUÇ NÖBETÇİ ECZANE YOL TARİFİ

Kulak-Burun-Boğaz

ALLERJİ NEDİR?
Allerji kelimesi Yunanca’dan köken alan, farklı tepki vermek anlamına gelen bir kelimedir. Bugün ise tıbbi olarak normalde zararsız olan maddelere karşı başka insanların göstermediği şeklide immune sistemin farklı ve aşırı reaksiyon göstermesi anlaşılır. Günümüzde toplumların %20’sinin allerjik olduğu ve bu oranın giderek arttığı düşünülmektedir.
 
RİNİT NEDİR?
Burun tıkanıklığı, burun akıntısı, hapşırma ve kaşıntı belirtilerinden bir veya birkaçı ile karekterize burun mukozasının enflamasyonudur. Halk arasında buna saman nezlesi de denir. Havayla solunan parçacıklara karşı gelişen allerji buna neden olmaktadır.
 
ALLERJİNİN NEDENİ NEDİR?
Bir bitki veya hayvana ait bir parçaçık vücüda girerse (gözü kaplayan zardan, burun veya boğazdan) bu istilayı önlemek amacıyla bağışıklık sistemine ait bir yanıt gelişir. Normal şartlar altında bu yararlı, doğal bir korunmadır. Bununla birlikte bazı kişiler bir takım maddelere karşı aşırı reaksiyon göstermektedir. Bu maddelere allerjen, kişilere ise allerjik denilmektedir. Bu olay ailevi olarak görülme eğilimi göstermektedir. Allerjenler vücudu antikor yapmak üzere uyarırlar. Bunlar daha sonra allerjenlerle birleşerek, vücudda bu şekilde istenmeyen etkilere yol açan bazı kimyasal maddelerin salgılamasına neden olurlar. Histamin bunlar içinde en iyi bilinen kimyasal maddedir. Bu madde burun zarlarının şişmesine, kaşıntıya, tahrişe ve aşırı miktarda sümük oluşmasına neden olur.
 
HANGİ ALLERJENLER RİNİT YAPAR?
Bilinen en sık karşılaşılan allerjenler polenler, hayvan tüyü, ev-tozu -akarlar, küf mantarları ve gıda kurdu. Bugüne kadar 20.000 civarında allerjen tanımlanmıştır. Allerjen deri yoluyla (kremler), solunum yoluyla (polenler) veya sindirim yoluyla (gıdalar) alınabilir. İlk karşılaşmada hiç klinik bulgu ortaya çıkmaz. Eğer reaksiyon gelişirse 2.-3. karşılaşmada reaksiyon yani rinit bulgusu ortaya çıkar.
İlkbaharın erken dönemlerinde saman nezlesine polenler yada çevrede sıklıkla rastlanan ağaçlar neden olmaktadır. İlkbaharın geç dönemlerinde ise polenler çayırlardan kaynaklanmaktadır. Renkli süs bitkileri nadir olarak allerjiye neden olmaktadır. Çünkü onların polenleri havayla taşınamayacak kadar ağırdır. Bu bitkilerin polenleri bir yerden bir yere böcekler tarafından taşınmaktadır. (arılar, kelebekler) Bazı bitkiler ise Ağustosun sonunda polen vermeye başlarlar. Bu eylül ayı boyunca devam eder. Kimi zaman ekim ayına kadar veya ilk soğuklara kadar polen verdiği olur.Mantarlar ekmeği küflendiren, meyvaların bozulmasına neden olan küflerdir. Aynı zamanda kuru yapraklarda, çayırlarda, samanda, tohumlarda diğer bitki ve toprakta da bulunurlar. Soğuğa dirençli oldukları için allerji sorunu uzundur ve karın toprağı kapattığı dönemler dışında tüm bir yıl sporları havada bulunur.
Ev içinde mantarlar ev bitkilerinde ve onların saksı toprağında yaşar. Bodrum katları ve çamaşır odaları gibi nemli yerlerin yanı sıra peynirde ve mayalanmış içkilerde de bulunurlar.
 
TÜM YIL BOYUNCA SAMAN NEZLESİ NASIL DEĞİŞİR?
Allerjenler hayvan artıkları (kediler, köpekler, atlar, yün) kozmetik malzemeler, mantarlar, yiyecekler ve ev tozlarıda dahil olmak üzere bütün yıl boyunca bulunurlar. Ev tozu, mobilyalardan dökülen selülozdan, mantardan, ev hayvanlarında dökülen artıklardan ve böcek parçalarından oluşan karmaşık bir yapıdır. Allerji kışın sıcak hava sistemlerinin açılmasıyla ev tozunun etkisi altında artmaktadır.
 
ALLERJİ ZARARLI OLABİLİR Mİ?
Allerjik kişilerin soğuk algınlığına, sinüs enfeksiyonu ve kulak enfeksiyonlarına olan hassasiyetleri artmıştır. Bu hastalık onları allerjisi olmayan insanlardan daha fazla rahatsız edebilir. Hatta bazen daha ağır olarak bu kişilerde astım gelişebilir.
 
SİZ NE YAPABİLİRSİNİZ?
İdeal olarak allerjinizin oluştuğu yerden uzakta yaşamayı seçebilirsiniz. Örneğin sadece deniz havası teneffüs edebileceğiniz bir yerde veya hiçbir şeyin yaşamayacağı kadar kuru bir iklimde yaşamanıza devam edebilirsiniz. Ne yazık ki bu ideal uygulama nadiren yapılabilir. Ancak aşağıda sıralanan kendi kendinize yardım önerileri denemeye değerdir.
1. Çimleri keserken veya ev temizliği yaparken polen maskesi takın. (birçok eczaneden temin edilebilir)
2. Isıtma ve havalandırma sistemlerindeki filtreleri aylık olarak değiştirin yada bir hava temizleme aygıtı kullanmaya başlayın.
3. Polenlerin çok yoğun olduğu dönemlerde kapıları ve pencereleri kapalı tutun.
4. Evde bulunan bitki ve hayvanlardan uzak durun.
5. Kuş tüyü yastıkları, yün battaniye ve yün örtüleri pamuk veya sentetik maddeden yapılmış olanlarla değiştirin.
6. Gerekli olduğunda yeterince antihistaminik ve dekonjestan kullanın.
7. Yatağınızın baş tarafı yukarı kaldırılmış bir şekilde uyuyun. Bunun için yatağınızın baş tarafındaki ayakların altına birer tuğla koyabilirsiniz.
8. Genel sağlık kurallarına uyun.
o Hergün egzerzis yapın.
o Sigarayı bırakın ve diğer hava kirliliğine neden olan şeylerden uzak durun.
o Dengeli beslenin karbonhitratları aza indirin.
o Dietinizi vitaminler ve özelliklede C vitaminiyle destekleyin.
10. Doktorunuzun tavsiyelerine uyun
Kış aylarında iyi bir nemlendirici kullanın. Çünkü kuru ev içi havası birçok allerjik kişinin kötüleşmesine neden olmaktadır. Ancak nemlendiricide mantar üreme şansına da dikkat edin.
 
DOKTORUNUZ SİZİN İÇİN NE YAPABİLİR?
Kulak Burun Boğaz uzmanınız tam bir kulak, burun, boğaz, baş ve boyun muayenesi yapacaktır. Dikkatli bir değerlendirme sonucunda doktorunuz şikayetlerinize herhangi bir enfeksiyonun yada yapısal bir bozukluğun yol açıp açmadığına ve bunlara yönelik uygun tedaviye karar verecektir. Allerji tedavisinde bir çok ilaçtan yararlanılmaktadır ve dokturunuz bunlar arasından size en uygun olanını seçecektir. Bunlar arasında antihistaminikler, dekonjestanlar, kromolin ve kortizonlu ilaçlar vardır. Şüphelenilen bir allerjinin medikal tedavisi aynı zamanda çevre kontrolü danışmalığınıda kapsamaktadır. Sonuç olarak detaylı bir hikaye ve iyi bir muayeneden sonra doktorunuz hangi maddeye karşı allerjiniz olduğunu tespit etmek için testler önerebilir.
Solunum havasındaki allerjenlerin tek tedavisi spesifik olarak o allerjene karşı antikor oluşturacak enjeksiyonlar yapmaktır. Bundan önce hassasiyetinizin gerçek nedeni bulunmalıdır. Allerji araştırmaları ya kan tahlili yada deri testi şeklindedir. Modern testler sadece hangi maddeye karşı allerjiniz olduğu değil bu allerjinin düzeyi de ortaya çıkmaktadır. Bu, eğer enjeksiyon gerekiyorsa başlanabilecek en yüksek dozla başlayarak tedaviye cevabı en kısa zamanda almamızı sağlar.
 
ATOPİK KİŞİ KİMDİR?
Tamamen allerjik kökenli denebilecek tek hastalık mevsimsel allerjik rinittir. Ürtikev, ilaç, gıda ve böcek allerjileri ise allerjik hastalıklar grubunda olmakla beraber, her zaman allerji kökenli olmayabilir. Astma yıl boyu süren nezle ve egzema ise kronik hastalık grubuna girer. Allerji burda esas neden olmayıp hastalığı etkileyen bir factor olarak rol oynar. Bu hastalıklardan birine sahip olan kişiye atopik kişi denir.
 
ALLERJİ KALITSAL MIDIR?
Anne babadan birisi allerjik ise çocuğun allerjik olma olasılığı %30, anne babanın her ikisi allerjik ise çocuğun allerjik olma olasılığı %60 dolayındadır.
Yani allerjik anne babanın her çocuğu allerjik olacak diye bir durum söz konusu değildir.
 
BADEMCiK GENiZ ETi
Bademcik (tonsil) ve geniz eti olarak isimlendirilen dokular lenfoid hücrelerden oluşmuştur. Lenfosit yapımında rolü vardır. Yeni doğanlarda annelerden geçen immünglobulinler nedeniyleküçüktürler. 4-5 yaşlarında daha sık olmak üzere enfenksiyonlara bağlı olarak büyürler. İleri yaşlarda küçülme eğilimi gösterirler. Geniz etinin büyük olması burundan solunuma engel oluşturur. Ayrıca kulak ve sinüslerin boşaltımını bozarak değişik boyutlarda problemler yaratabilir. Bu çocuklarda işitme kayıpları, horlama ağızdan solumagece öksürükleri burun akıntılarıgözlemlenmektedir. Kronik geniz eti iltehapları veya büyümeleri ortodontik bozukluklar, yüz gelişiminde bozukluklar ve konuşma bozukluğuna yol açabilmektedir.
Bademcik ve geniz eti bubüyümeleri üst solunum yolunu daraltacak boyutlara ulaştığında horlama ve apne dediğimiz uykuda nefessiz kalma gibi ciddi sorunlar başlatır. Bu durumlarda bir kbb uzmanı ile görüşülmelidir.
Romatizmal ateş olarak bilinen hastalık A grubu beta hemolotik strptokoklara karşı oluşturulan antikorların yol açtığı bir komplikasyondur. Kalp kapakçıklarında bozukluklara yol açabilmektedir.
 
Bademcik ve Geniz eti hangi durumlarda alınmalıdır?
Bademcik ve geniz eti ameliyatları KBB kliniklerinde sık uygulanmaktadır. İlaç tedavisinde fayda görülmediğinde cerrahi olarak bunların çıkartılmasına baş vurulmaktadır. Bu ameliyatta karar vermek için iki kriter vardır.
Kesin ve göreceli olarak:
 
Kesin ameliyat gerektiren Durumlar:
Üst solunum yolunun geniz etine bağlı olarak tıknaması Bademcik etrafında apse Kötü huylu tmör şüphesi Çene yapısını bozan geniz ei ve bademcik büyümeleri
Son bir yılda 7 defa veya son iki yılda 5 er defa veya son 3 yılda yıl başına 3er defa yada daha sık ateşli bademcik iltehaplanması geçirilmesi Difteri (Kuş palazı) mikrobu taşıyıcıları Kalp Kkapak bozukluğu olan kişiler Bademcik iltejhaplanmasına bağlı olarak sık orta kulak iltehabı geçiirilmesi
Bu durumlarda ise bademcik emeliyatı önerilir.
 
Bu ameliyatlar hangi yaşta yapılır? 
Bademcik hastalıkları çocuk yaş grubu sorunu olarak bilinmekte birlikte erişkin işinde aynı kurallar gecerlidir. Ameliyata engel oluşturacak herhangi bir ciddi problemi olmayan erişkinlerde de bademcik ameliyatı uygulanmaktadır. Alt yaş sınırı zorunlu haller dışında 4-5 yaş olarak belirlenmiştir. Üst yaş sınırını ise belirlemek mümkün değildir. Genel olarak ileri ileri yaşlarda bu hastalığın görülme oranı düşüktür ve çoğu zaman basit çözümler tercih edilir.
Bademcik ameliyatları riski oldukça düşük orandadır. İstatistiklerde 14000 ameliyattan birinde anesteziye veya cerrahiye bağli ciddi komplikasyon bilinmektedir. Ameliyat sonrası ciddi kanama oranı 5/1000 gibi düşük orandadır. Bademcik ameliyatlarından sonra vücudun savunma sistemi ile ilgili birçok bilimsel çalışma yapılmışt ancak net bir sonuç elde edilememiştir. Bademcikleri alınmış baz insanların lenfositleriin sayısında azalma gösterilmiştir. Ancak bunun klinik olarak sorun olduğuna ratlanmamıştır. Bademcik ameliyatlarının sonrasında daha sık faranjit olduğu yoluında inanış vardır. Ancak bademcik ameliyatı olmusş insanlarda faranjit görülme oranı aynıdır. Bademciklerin alınması faranjit olma oranını arttırmamaktadır.
 
BAŞ DÖNMESI VE ARAÇ TUTMASI
VERTİGO Nedir?
Bazı insanlar denge problemlerini baş dönmesi olarak nitelendirirler.Çevrenin dönmediği bu denge bozukluğu bazen iç kulağa bağlı bir problemden dolayı ortaya çıkar.Bazı insanlar ise denge sağlamaktaki zorluklarını vertigo kelimesiyle açıklarlar.Bu kelime latince “dönmek” fiilinden gelmektedir.Sıklıkla kendilerinin veya çevrenin döndüğünü söylerler.Vertigo çoğunlukla iç kulak probleminden kaynaklanır.
 
Hareket hastalığı ve deniz tutması nedir?
Bazı insanlar uçağa bindiklerinde veya arabada bulantı hissederler, hatta bazen kusarlar.Bu duruma taşıt tutması denilir.Birçok insane bu rahatsızlığı gemiye bindiği zaman çeker bu yüzden aynı olay olmasına rağmen buna deniz tutması denir.Deniz tutması sadece ufak bir rahatsızlıktır.Bunun dışında herhangi bir tıbbi bozukluğun ifadesi değildir.Ancak bazen yolcular bu rahatsızlıktan dolayı çok kısıtlanabilirler.Çok az bir kısmında bu rahatsızlık yolculuk bitse dahi bir kaç gün daha sürmektedir.
 
Denge Sisteminin Anatomisi
Baş dönmesi(Dizzines,vertigo) ve taşıt tutması denge sistemi ile ilgilidir.Uzay araştırmacıları bu duyguya uzaysal oriantasyon demektedirler.Denge sistemi iç kulaktadır ve beyine vücudun uzay içinde nerede olduğunu,pozisyonunun yönü,hangi yönde hareket ettiği ve dönüyor mu yoksa sakin durumda mı olduğunu bildirir.Denge duygunuz sinir sisteminin aşağıda belirtilen bölümleri arasındaki kompleks ilişkilerle sağlanmaktadır.
1. İç kulak ( labirent ) hareketin yönünü yani dönüp dönmediğini, ileri veya geri, bir yandan diğer yana ve yukarı veya aşağıya doğru olduğunu belirler.
2. Gözler vücudun uzay içindeki yerini (baş aşağı vs.) ve hareketin yönünü belirler.
3. Eklemlerde ve omurgada bulunan basınç reseptörleri vücudun hangi parçasının aşağıda olduğunu ve neresinin yere değdiğini belirler.
4. Kaslardaki ve eklemlerdeki algılama reseptörleri vücudun hangi parçasının hareket ettiğini belirler.
5. Merkezi sinir sistemi (beyin ve omurilik) daha önceki dört sistemden gelen uyarıları işler ve sonuçta koordinasyonu sağlanmış bir algılama ortaya çıkar.
Taşıt tutmasının bulguları ve baş dönmesi, merkezi sinir sistemine diğer dört sistemden birbirine zıt mesajlar geldiğinde ortaya çıkmaktadır. Örnek olarak fırtınalı bir günde uçağa bindiğinizi düşünün ve uçağınız hava akımlarından dolayı sallanmaktadır. Fakat gözleriniz bu hareketi algılamamaktadır. Çünkü bütün gördüğünüz uçağın içidir. Bunun sonucunda beyniniz birbiriyle uyuşmayan mesajlar almaktadır. Sizi bundan dolayı uçak tutabilir. Veya bir arabanın arka koltuğunda oturmuş kitap okuduğunuzu düşünün. İç kulağınız ve deri reseptörleriniz yolculuğun hareketini algılayacaktır. Ancak gözleriniz sadece kitabı görecektir. Bu nedenle sizi taşıt tutabilir. Gerçek bir tıbbi örnek vermek gerekirse bir darbeden dolayı yalnızca bir taraftaki iç kulağınızın hasarlandığını düşünün. Hasarlı iç kulak normal iç kulakla aynı mesajları göndermez. Bu beyine dönme eylemiyle ilgili yanlış bilgi verir. Kişi vertigodan veya dönüyormuş hissinden şikayetçi olabilir. Bazen bulantı da görülür.
 
HANGİ TIBBİ RAHATSIZLIKLAR BAŞ DÖNMESİNE NEDEN OLUR?
1. Dolaşım: Dolaşım bozuklukları baş dönmesinin en sık nedenleri arasındadır. Eğer beyniniz yeterince kan almazsa başınız dönmeye başlar. Hemen hemen herkes yatarken aniden ayağa kalktığında birkaç defa hissetmiştir, ancak bazı insanlar sık veya kronik nedenlerden ötürü baş dönmesi şikayetlerinde bulunurlar. Bu arterioskleroz (damar sertliği) dan dolayı olur. Bu rahatsızlık çoğunlukla yüksek tansiyon hastalarında, şeker hastalarında ve kan yağları yüksek olanlarda görülür. Bazen de kalp fonksiyonları yetersiz olanlarda veya kansızlık şikayeti olanlarda rastlanır. Bazı ilaçlar özellikle nikotin ve kafein beyne giden kan akımını azaltır. Dietteki çok miktarda tuz da kan akımının azalmasına neden olur. Bazen dolaşımında strese, sinirlenmeye veya gerginliğe bağlı olarak bazı bozukluklar olabilir. Eğer iç, kulak yeterince kan alamazsa daha özel bir baş dönmesi durumu olan vertigo ortaya çıkar. İç kulak kan dolaşımındaki değişikliklere çok hassastır. Bu yüzden beyin için bahsedilen zayıf kan dolaşımı durumlarının hepsi iç kulak için de geçerlidir.
2. Yaralanma: Kafatasında meydana gelen, iç kulağı da zedeleyen bir kırık sonrasında aşırı,kısıtlayıcı bir vertigoyla birlikte bulantı ve işitme kaybı gelişir. Baş dönmesi birkaç hafta sürer. Bu süre içinde normal taraf yavaş yavaş karşı tarafın fonksiyonlarını üstlenir.
3. Enfeksiyon: Virüslerden örneğin soğuk algınlığına neden olanlar iç kulağı ve onun beyinle olan sinir bağlantılarını etkileyebilirler. Bu kötü bir vertigoya neden olurken işitme genellikle etkilenmez. Buna rağmen bakteriler sonucunda oluşan enfeksiyonlarda hem denge hemde işitme fonksiyonlarının bozulmasına neden olur. Baş dönmesinin şiddeti ve iyileşme zamanı kırıklarda olduğu gibidir.
4. Allerji: Bazı insanlar allerjik oldukları besinlerle veya havadaki parçacıklarla karşılaştıklarında baş dönmesi veya vertigo ile karşılaşabilirler.
5. Nörolojik hastalıklar: Multipl Skleroz, sifiliz, tümör gibi sinir sistemini etkileyen hastalıklar dengenin bozulmasına neden olur. Bunlar nadir nedenler olmasına rağmen doktorunuz muayene sırasında bunları da düşünecektir.
 
ARAÇ TUTMASINA KARŞI NE YAPABİLİRİM?
1. Her zaman vücudunuzun hareketinin iç kulağınız ve gözleriniz tarafından aynı şekilde algılanabileceği bir yerde oturun. Örnek olarak arabanın ön tarafında oturup uzak manzaralara bakabilirsiniz veya geminin güvertesi ne çıkıp ufku izleyebilirsiniz yada uçakta cam kenarında oturup dışarıyı seyredebilirsiniz. Uçak yolculukların da hareketin en az olduğu kanat üstüne denk gelen koltukları tercih edin.
2. Eğer araba sizi tutuyorsa kitap okumayın yada zıt yöndeki koltuklara oturmayın.
3. Araç tutması olan bir başka yolcuyla konuşmayın veya onu izlemeyin.
4. Yolculuktan hemen önce yada yolculuk sırasında keskin kokulardan, baharatlı ve yağlı yiyeceklerden uzak durun. Araştırmalar halk arasında yaygın olarak kullanılan formüllerin etkinliğini bilimsel olarak kanıtlayamamıştır.
5. Doktorunuz tarafından tavsiye edilen ilaçlardan birini yolculuğunuzdan önce alın. Bu ilaçlardan bazıları reçetesiz olarak da satın alınabilir. Sakinleştirici veya sinir sistemini etkileyen ilaçlar için doktorunuzun reçetesi gerekir. Bazıları hap veya fitil şeklindedir bazıları ise (scopolamine) kulak arkasına yapıştırılabilen bantlar şeklindedir.
Şunu hatırlayın: Baş dönmesi ve araç tutması olaylarının büyük çoğunluğu hafiftir ve kişi bunu kendi kendine tedavi edebilir. Ancak ağır veya giderek daha da ağırlaşan vakalar Kulak Burun Boğaz, denge ve sinir sistemi konusunda uzman bir doktor tarafından takip edilmelidir.
 
DOKTOR BAŞ DÖNMESİ İÇİN NE YAPAR?
Doktorunuz baş dönmesini tarif etmenizi isteyecektir. Bunun bir göz kararması mı yoksa bir hareket hissi mi olduğunu, ne kadar sürdüğünü, işitme kaybı veya bulantı ve kusma olup olmadığını soracaktır. Hangi durumların baş dönmesi oluşturduğu da sorulabilir. Genel durumunuz, ilaç alıp almadığınız, kafa travması, son zamanlarda geçirilmiş bir enfeksiyon, ve kulağınızla, sinir sisteminizle ilgili birçok soruya cevap vermek durumunda olabilirsiniz. Doktorunuz kulağınızı, burnunuzu ve boğazınızı muayene ettikten sonra sinir sistemiyle ilgili bazı testler yapacaktır. İç kulak hem işitme hem de dengeyle ilgili olduğu için dengedeki bir bozukluk işitmeyi de etkileyecek veya bunun tersi olacaktır. Bu nedenle doktorunuz işitme testi (odiogram) isteyebilir. Bazı durumlarda kafatasınızın röntgenini, tomografisini veya manyetik rezonans ile görüntülenmesini veya iç kulağınızı uyarmak için kullanılan sıcak veya soğuk sudan sonra göz hareketlerinizi izleyecek bir test (elektronistagmografi – ENG) isteyebilir. Bazı durumlarda da kalbinizin değerlendirilmesini veya bazı kan testlerini önerebilir. Her hasta için her test gerekmemektedir. Doktorunuzun kararı hangi testlerin gerekli olduğunu belirleyecektir. Benzer olarak önerilen tedavi de konulan teşhis ile ilişkili olacaktır.
 
BAŞ DÖNMESİNİ AZALTMAK İÇİN NE YAPABİLİRİM?
1. Ani pozisyon değişikliklerinden kaçının. Örnek olarak yatar durumdan aniden ayağa kalkmayın veya bir taraftan diğerine ani olarak dönmeyin.
2. Aşırı kafa hareketlerinden (özellikle yukarı bakmak) veya hızlı baş hareketlerinden kaçının.
3. Dolaşımı bozacak (nikotin, kafein ve tuz) ürünlerinin kullanımını azaltın.
4. Baş dönmenize neden olan stresden, sinirlilikden uzak durun ve allerjiniz olan maddelere maruz kalmamaya çalışın.
5. Baş dönmeniz olduğunda araba kullanmak tehlikeli alet kullanmak veya merdiven tırmanmak gibi zarar verebilecek aktivitelerden uzak durun.
 
DIŞ KULAK YOLU HASTALIKLARI
Yüzücü kulağı ve benzer kulak sorunları
 
Nedenler
Kulağa su kaçarken, içeriye beraberinde bakteri ve mantarları da taşıyabilir.Genellikle su tekrar çıkar kulak kurur, böylece bakteri ve mantarlar kulakta bi soruna neden olmazlar.Fakat bazen su dış kulak kanalında kalır, böylece cilt iyice nemlenir. Bu sayede bakteri ve mantarlar çoğalır, yayılır, dış kulak yolunda enfeksiyona yol açarlar.
” Travma (Kaşınma ve yabancı cisme bağlı)
” İrritan maddelere maruz kalma (saç boyası,sprey)
” Kulağı temizlemeye yönelik girişimler
” Veya eşlik eden ciddi sorunlar(şeker hastalığı, beslenme yetersizliği)
” Astma,egzama veya allerjik rinit olanlarda DKY enfeksiyonu görülme sıklığı 3 kat daha fazladır.
” Semptomlar
” Kulakta dolgunluk hissi
” Kaşıntı
” Dış kulak kanalı şişer,bazen iyice kapanır.
” Beyaz-sarı akıntı
” Şiddetli kulak ağrısı
” Kıkırdak da dokunmaya karşı aşırı hassasiyet vardır.
” Boyundaki bezelerde büyüme
!!! Şayet bu belirtileri tespit ederseniz doktorunuza başvurunuz.
 
Korunma
Eğer yüzme, duş veya saç yıkaması sonrası kulağınızda su hissederseniz. Kulağınıza damla damlatabilmek için o kulağınız yukarı gelecek şekilde başınızı yana yatırın.
Kulak damlalarını kullanma
Kulak kurutucu damlayı kulağınızı yukarı ve arka yöne dogru çekerek damlatın, kulak kepçesini ileri geri çekiştirerek damlaların kulak kanalına girmesini sağlayın.Bu işlemden sonar başınızı kaldırıp kulaktaki suyun dışarı akmasını bekleyin.
 
Uyarı
Eğer kulak enfeksiyonunuz varsa, delik veya başka şekilde zedelenmiş kulak zarınız var ise, kulak cerrahisi geçirdiniz ise, yüzmeden ve kualk damlası kullanmadan once bir Kulak Burun Boğaz Uzmanına başvurun.Eğer kulak zarınızın daha once delindiğini, yırtıldığını, parasentez işlemine tabi tutulduığunu veya herhangi bir şekilde zedelendiğini bilmiyorsanız, doktorunuza danışınız.
Şayet problemleriniz sürekli tekrarlar mahiyette ise, Kulak Burun Boğaz doktorunuz size yağlı(vazelinli) kulak tıkaçlarını yüzmeden önce kulağınıza takıp kulakalrınızı sudan korumanızı tavsiye edecektir.Kuru bir kulağın iltihaplanması daha zordur.
Son dönemlerde kişiye özel kalıplı kulak tıkacı yapılmasının pratikte daha uygun olduğu düşünülüyor.
!!!Pamuklu çubukları kullanmaktan kaçının, çünkü bunlar kulak kirini daha derine iterler,ayrıca kulak kanalını tahriş eder ve kanamaya neden olabilirler.bu tip çubukların kulak kanalında kullanılması bir çok ülke tarafından yasaklanmıştır.
Kulakları kaşınan,pullanan,kulak kiri ile tıkalı olan kulaklarda yüzücü kulağı daha kolay gelişmektedir.Bu nedenle bu kişiler kulağa su kaçtığında daha sıkı bir şekilde alkol damlasını tavsiye edildiği şekilde kullanmalıdırlar.Ayrıca her sene yüzme sezonu öncesi kulakları temizletmek de faydalı olabilir.
 
Kulaklar neden kaşınır?
Kaşınan kulaklar oldukça rahatsızlık vericidir.Bazen nedeni mantarlar veya alerjiler olabilirken, daha çok dış kulak yolu kronik dermatitine (cilt iltihabı) bağlıdır.Bunu bir tipi kepeklenmeye benzer bir durum olarak seboreik dermatitdir; Normalde hafif kahverengi olan ve koruyucu özelliği bulunan kulak salgısı kurumuştur, pul pul ve bolcadır.
Hastalar bu durumu şiddetlendiren yağlı yiyecekler, şeker ve nişastalar , karbonhidratlar ve çikolatalardan uzak durmalıdırlar. Doktorlar genelde tedavi olarak kaşıntılı dönemlerde yatmadan önce kortizonlu kulak damlalarını tercih etmektedirler.Hastalığın uzun dönemde kürü mümkün olmasa da kontrolü mümkündür.
 
Sinekler ve diğer böcekler hakkında
Birçok böcek türü kulağa girebilir.Sinekler kulak kirine takılı kalıp tekrar dışarıya uçamazlar.Daha iri böcekloer geri dönemez veya geri geri çıkamazlar.Bunlar çırpınmaya başlayabilirler,bu ağrıya ve ürkmeye neden olabilir.Böceklerin ılık suyun enjektörle kulak kanalına verilmesiyle dışarı atılması mümkündür (arkasından alkol damlatılarak kulağın kurutulması unutulmamalıdır).Daha iri böcekleri çıkartmak için kulağa once madeni yağ damlatılıp böceğin nefes alması engellenerek ölmesi sağlanır.Bu5-10 dakika kadar surer.Böceğin çıkartılması ise doktor tarafından yapılmalıdır.
 
Yabancı cisimler hakkında
Boncuklar, kalem uçları, silgiler, plastik oyuncak parçaları ve kuruyemişler çocuklar tarafından sıklıkla kulağa sokulan nesnelerdir.Bunların çıkartılması için Kulak Burun Boğaz uzmanının mikroskop altında özel aletler kullanması gerekli olduğundan derhal doktorunuza gitmeniz önerilir.Gecikme halinde bu cisimlerin dış ve orta kulak ile kulak zarına zarar verebileceği unutulmamalıdır.
 
Gastroözefageal Reflü Hastalığı (GER, GÖRH)
GÖR mide sıvısının semptom ve havabiye yapmaksızın öğürme veya kusma olmadan yemek borusuna geri kaçışına denir.GÖR yemek borusunda mukoza hasarı yapsın veya yapmasın aşağıdaki belirtilen semptomlara neden olmuşsa GÖR hastalığı olarak adlandırılır. Yemek sonrası kalp yanması şeklinde bir ağrı olması, boğaza ekşi tatlar gelmesi, yutma güçlüğü, “Gastroözefageal Reflü Hastalığı” (GÖRH) olarak bilinen hastalığın en sık karşılaşılan bulgularıdır. Gıcık tarzı öksürükler, ses kısıklığı, nefes darlığı, boğazda yanma hissi, yabancı madde varmış gibi takılmalar, yutma güçlükleri reflünün diğer bulguları arasında yer alır. GÖRH basit yaşam biçimi değişiklikleri ve ilaç tedavisi ile kontrol edilebilir. Cerrahi son seçenektir.
Yemek yediğinizde yiyecekler ağızdan yemek borusu yani özefagus ile midenize iner. Yol boyunca yiyecekler midenizin girişi olan Alt yemek borusu sfinkteri denen tek yönlü bir kapaktan geçer. Normalde yuttuğumuz zaman burası açılır ve yiyeceklerin mideye girişine izin vererek hızla kapanır. GÖRH’ da çalışması bozulmuştur.
Buradaki kapak mide asidinin yemek borusuna geri kaçışına izin verir. Kaçan mide asidi yemek borusunu tahriş eder. Fıtık yani diaframın zayıf bir noktasından midenin yukarıya doğru çıkması halinde GÖRH hastalığı daha şiddetli seyredebilir.
Üst üste görülen göğüs yanması birden çok tıbbi problemin belirtisi olabilir. GÖRH tanısını doğrulamada doktorunuz tam bir fizik muayene yapabilir ve tanısal testleri isteyebilir. Bu testlerin sonuçlarına göre doktorunuz tedaviyi en uygun şekilde yönlendirecektir. Ciddi kalp problemlerinin sebep olduğu göğüs ağrısı ya da rahatsızlık GÖRH sebep olduğu rahatsızlığa benzer hissedilebilir.
 
Sindirim Yolunun Tetkiki
” Baryum görüntülenme yöntemi sindirim sürecinin hareketini gösteren bir dizi x-ışını filmidir. Baryumla karışmış sütü içtiğinizde, x-ışınları baryumun mideye geçerken yaptığı herhangi bir geriye kaçış olayını film üzerinde görüntüler. X-ışınları ayrıca fıtık varsa gösterebilir. Bu kısa ağrısız testten önce 6-8 saat boyunca herhangi bir şey yiyip içmemelisiniz.
” Özefageal endoskopi yutturulan ince bir kameradan görüntüler elde edilmesidir. Yuttuğunuz çoğu yiyecekten ince bir boru olan yumuşak yapıda bir boruya daha kolay yutabilmeniz için boğazınıza bir uyuşturucu sprey sıkılabilir. Bu girişim esnasında doktorunuz gerekli görürse biopsi alabilir. Bu testten önce 6 ile 8 saat boyunca hiç bir şey yiyip içmeyin. Testten sonraki gün boğaz ağrınız olabilir.
” Özefageal manometri ile kas gerginliğinin ölçülerek alt yemek borusu kapağının durumu belirlenir. Bu test ayrıca yemek borusundan geçen gıdaların ne kadar iyi sıkıştırdığını gösterir. Cerrahi girişim gereken hastalarda işe yarayabilen bir yöntemdir. Yumuşak yapıdaki tüp yavaşça mideden yemek borusuna çekilirken yapılır. 30 dakika süren bu testten 8 ile 12 saat önce hiçbir şey yememelisiniz.
” Ph moniterizasyon testi asit kaçışına bağlı pH değişiminin 24 saat boyunca kaydedilmesidir. Tanı yöntemleri arasında en güvenilir olanı bu girişimdir.
” Ultrason safra taşları tetkikinde kullanılabilir zira fıtığı olan insanlarda sıklıkla safra taşları vardır. GÖR’ de kullanımı çok kısıtlııdr.
 
TEDAVİ
Böyle bir hastalığın belirtileri görüldüğü anda doktorunuza başvurmanız gereklidir, zira bu hastalık çok ciddi komplikasyonlara neden olabilir. Tedavi hastalığınızın derecesine bağlı olarak yaşam biçiminizi düzenleme, ilaç tedavisi ve cerrahi girişim şeklindedir.
 
Yaşam Biçimi Değişiklikleri
 
” Yatak başucunu 20-25 cm yükseltmek.
” Uyku saatine yakın yemekten kaçınmak
” Yemek sonrası yürüyüşler yapmak
” Reflüyü arttırdığı bilinen yiyeceklerde uzak durmak: Kafeinli İçecekler, Baharatlı Yiyecekler, Kızartmalar, Alkol, Soğan, Çikolata, Narenciye Domates, Nane
” Sigara: Tütünde bulunan nikotin mide asidini ve buna bağlı tahrişi arttırır
” Sık ve az yemek yiyerek mideyi fazla doldurmkatan kaçınmak
” Basıncı azaltmak: Midenizin üzerinde çok fazla basınç reflüye sebep olabilir. Basınçtan kurtulmak için ideal kilonuzu koruyun, kemerinizi gevşetin ve dar giysiler giymeyin, öne eğilmekten kaçının.
” Kesinlikle Kaçınılması Gereken İlaçlar: Aspirin ve İboprufen gibi antienflamatuar ilaçlar midenin koruyucu tabakasını azaltıp, daha çok tahrişe yol açabilirler.
” Yemek yedikten sonra sakız çiğnemek:Böylece tükrük salgısı artarak mide asiti dilüer edilecek.
” Kırmızı ve beyaz şarap, hafif ve ağır alkollü içkiler kullanılmamalıdır.
 
İlaç Tedavisi
Mide Asidini Nötürleştirmek: Antiasit ilaçlar mide asidini nötralize eder yada zayıflatabilir. Bu antiasidleri doktor tavsiyesine göre almalısınız. Yan etki olarak kabızlık ve ishal sık görülebilir. Eğer yüksek tansiyonunuz varsa önce doktorunuza danışın, antiasidler sodyumca zengin olup tansiyonu etkileyebilir.
Mide Asidini Azaltmak: Eğer tek başına antiasidler işe yaramıyorsa, doktorunuz daha güçlü ilaçlar önerebilir. Bu ilaçlara H2-Blokerler denir. Simetidin, ranitidin, famotidin ve nizalidin jenerik adı altında satılan bu ilaçlar midenin asit üretimini baskılarlar. H2-Blokerler yaşlı hastalarda sersemliğe neden olabilir. Simetidin ve ranitidin alkolün etkilerini arttırabilir.
Antiasitlerle beraber simetidin bir saat arayla alınmalıdır, çünkü antiasitler simetidin etkinliğini azaltırlar. Eğer erkek iseniz uzun süreli H-2 kullanımının sperm sayımındaki olası etkilerini doktorunuzaq sorabilirisniz.
Mide kaslarını güçlendirmek: Özefagusun sıkıştırıcı etkisini güçlendiren ve kapağı daraltan ilaçlar GÖRH’ yi iyileştirebilirler. Bunlar sadece reçete ile sisaprid, metoklopramid ve betanekol klorid jenerik adı altında satılır. Bu ilaçlar genellikle uzun süreli olarak H-2 blokörlerle kullanılır. Metoklopramid ek olarak midenin boşalmasını hızlandırdığı için ayrıca yararlıdır. Sisapridin en sık görülen yan etkileri karında kramplar, kabızlık, ishal ve aşırı sinirliliktir. Metoklopramid bazı insanlarda yorgunluğa nende olur ve daha şiddetli yan etkiler yapabilir. Yemekten hemen sonra betanekol klorid alındıysa bulantı ve kusma görülebilir.
Mide asidini ortadan kaldırmak: Eğer diğer ilaçlar artık etkili değilse, doktorunuz omeprazol ve lansoprazol gibi proton pompa inhibitörlerini verebilir. Bu ilaçlar mide asidi üretimini tamamen durdurur ve GÖRH şikayetlerinin kontrolünde çok etkilidr. Omeprazolün mide veya karın ağrısı gibi yan etkileri vardır. Lansoprazol ishal ve bazen mide ağrısı ile bulantıya neden olabilir.
 
Cerrahi Tedavi:
GÖRH tedavisinde diğer çabalar sonuç vermezse siz cerrahi için aday olabilirisiniz.
 
KULAK ÇINLAMASI
Bazı zamanlar kulağımda zil sesi duyuyorum bu normal midir? Kafa içindeki bu seslere genel olarak tinnitus denilir ve çok yaygındır. Tinnitus zaman zaman ortaya çıkabilir veya siz sürekli olarak bir ses duyabilirsiniz. Çok kalın veya çok ince olabilir, tek kulağınızda veya her iki kulağınızda da duyabilirsiniz. Zil sesi sürekli olduğunda bu kişiyi çok rahatsız edebilir. Hatta bu rahatsızlık kişilerin normal hayatlarını etkileyecek boyuta kadar çıkabilir. Genel topluluğun yaklaşık %17’sini yaşlı topluluğun ise %33 ‘ünü etkiler.
 
BAŞKA İNSANLAR KULAĞIMIN İÇİNDEKİ BU SESLERİ DUYABİLİR Mİ?
Bu genellikle olmaz ancak bazı durumlarda dinleyen kişi bir çeşit ses duyabilir. Bu tip tinnituslara objektif tinnitus denilir. Çoğunlukla ya bir damar anormalliğinden dolayı veya kasların kasılması sonucu orta kulakta meydana gelen seslerden ötürü gelişir.
 
TİNNİTUS (ÇINLAMA) NEDENİ NEDİR?
Sesin sadece hasta tarafından duyulduğu subjektif tinnitusun birçok olası nedeni vardır. Bazı nedenler kötü değildir (örnek olarak küçük bir kulak kiri geçici bir süre tinnitıs yapabilir.) Bunun yanında enfeksiyon, kulak zarında delinme, orta kulakta sıvı birikmesi ve orta kulaktaki kemiklerin eklem yerlerinin sertleşmesi gibi daha önemli nedenler de olabilir. Tinnitus baş ve boyun bölgesindeki damar genişlemeleri veya sinirden kaynaklanan bir tümörden kaynaklanan dolayı da olabilir. Bu problemlerde işitme kaybı da vardır. Alerji, yüksek veya düşük tansiyon, tümör, şeker hastalığı, tiroid problemleri, baş ve boyun bölgesine gelen darbeler, bazı ilaçlar (romatizma ilaçları, bazı antibiotikler, sakinleştirici ilaçlar ve aspirin) tinnitusa neden olabilir. Her durum için tedavi çok farklıdır. Bu nedenler konusunda uzmanlaşmış bir doktora kontrol olmak ve kulak çınlamasının gerçek nedenini bulmak çok önemlidir.
Tinnitus çoğunlukla işitme sinirlerinin mikroskopla görülebilecek kadar küçük olan uçlarında meydana gelen hasarlardan ötürü gelişir. Bu sinir uçlarının sağlıklılığı doğru ve kesin duymayı sağlar ve bunlarda meydana gelecek bir hasar işitme kaybı ve tinnitusa yol açar. İlerlemiş yaşla birlikte sinir uçlarında bazı değişiklikler meydaba gelir bu da beraberinde tinnitusu getirir. Ne yazık ki birçok insan endüstriel gürültünün, yangın alarmlarının, yüksek sesle müzik dinlemenin ve diğer gürültülerin ne kadar zararlı olduğundan ya habersiz ya da bunu umursamaktadır.
 
TEDAVİ
Vakaların çoğunda özel bir tedavi yoktur. Eğer doktorunuz gerçek nedeni bulursa bunu ortadan kaldırmaya yönelik tedavi sonucunda kulağınızdaki çınlamalar da ortadan kalkar. Bunun için bazı röntgen filmleri ve denge testlerine ihtiyaç duyulabilir. Bunlara rağmen tinnitusun nedeni çoğu zaman bulunamaz. Neden ortaya konulmamış olmasına rağmen bazı durumlarda ilaçlar yardımcı olmaktadır.
 
EĞER BİR NEDEN ORTAYA KONULAMAZSA TİNNİTUSUN AZALMASI İÇİN BİRŞEY YAPILABİLİR Mİ?
Herşeyden önce işitme sisteminin vücudun en hassas sistemi olduğu hatırlanmalıdır. Bu nedenle aşağıdaki yapmanız önerilir.
1. Yüksek sesli müziğe maruz kalmayın
2. Kan basıncını sürekli kontrol ettiriniz.
3. Tuz alımını kısıtlayın
4. Sinir sistemine uyarıcı etkisi olan kahve, kola ve sigaradan uzak durun.
5. Günlük egzersizler kan akımınızı düzenler.
6. Yeterince dinlenin ve çok yorulmayın
7. Sesten endişelenmeyin. Kulak çınlamanız sizin sağır olmanıza ve aklınızı kaybetmenize neden olmaz. Bu sesleri rahatsız edici ama önemsiz bir gerçek olarak kabul edin ve olabildiğince yok saymayı öğrenin. Bu çeşit kontrol ya kişinin kendini tembihlemesiyle ya da maskeleme yöntemiyle başarılabilir.
8. Sinirliliğinizi ve gerginliğinizi en aza indirin.
 
KİŞİNİN KENDİNİ TEMBİH ETMESİ NE DEMEKTİR?
Tembihleme, konsantrasyon ve gevşeme egzersizleri sonucunda kan basıncını ve kas gruplarını sistemli olarak kabul etmeyi sağlar.
 
MASKELEME NEDİR?
Tinnitus özellikle çevre sessiz olduğu zaman, gece yatarken, daha rahatsız edicidir. Tinnitusla yarışacak bir ses bir saatin tıklaması veya bir radyo, rahatsızlığı azaltacaktır. Bazı doktorlar alçak sesle FM kanallarını dinlemeyi önermektedir. Bu ses beyaz ses olarak bilinmektedir. Bazı hastalar rahatlatıcı ses üreten elektronik aletler kullanmaktadır. Tinnitus maskeleyici işitme cihazını içine yapılan veya ona eklenen küçük bir elektronik parçadır. Sürekli ama rahatsız etmeyecek bir ses üreterek kişinin kulak çınlamasını unutmasını sağlar.
 
İŞİTME CİHAZLARI ÇINLAMANIN AZALMASINI SAĞLAR MI?
İşitme bozukluğu kişilerin bazılarında çınlamanın kullandıkları cihazlar tarafından azaltıldığı veya yok edildiği söylenmektedir. Ancak işitme cihazı sadece tinnitusu önlemek için kullanılacaksa özenli bir çalışma yapılmalıdır. Genellikle işitme cihazı çıkartılınca çınlama ilk durumuna geri döner.
 
SONUÇ
Kulak çınlamanız için herhangi bir tedaviye başlamadan muhakkak bir Kulak Burun Boğaz uzmanı tarafından dikkatli bir muayeneden geçmelisiniz. Bazen hastalarda psikolojik sorunlara da yol açabilen bu algı sorununun aynı zamanda işitme organı dışındaki nedenlere bağlı olabileceğini unutmamalı ve tedavide multidisipliner yaklaşım çok önemlidir.
 
ORTA KULAK İLTİHABI
Kulak Ağrısı
” Çocuğum kızarmış, ter içinde ve sürekli ağlıyor
” Tüm gün boyu huzursuzluk içindeydi ve şimdi de sürekli bir kulağıyla oynayıp duruyor,
” Bir kulağının devamlı ses yaptığını söylüyor.
” Daha az duyuyorum diye ifade ediyor.
Bu davranışlar size çocuğunuzun orta kulak iltihabını ifade etme yolları olabilir. Orta kulak enfeksiyonları ciddi sorunlara yol açabilmelerine karşın tedaviye iyi cevap verirler.
 
Orta Kulak İltihabı Nedir?
Orta kulak enfeksiyonları kulak zarının arkasında meydana gelir. Bu enfeksiyonlar genellikle virüsler veya bakteriler tarafından oluşturulur. Yakın zamanda geçirilmiş bir soğuk algınlığı veya alerjik bir problemle ilgili olabilir. Hastaların çoğunda her iki kulak ta etkilenmiştir. Çocuklarda orta kulak anatomik gelişimini tam olarak tamamlamamış olduğundan enfeksiyon daha sıktır.
” Beş yaşının altındaki çocuklar,
” Erkekler,
” Biberonla beslenen bebekler,
” Yuvaya giden çocuklarda daha sık görülür.
Daha az sıklıkta olmakla birlikte Orta kulak enfeksiyonları ergenlik çağı ve erişkinlerde de görülür. Orta kulak enfeksiyonları ağrılıdır ve bunun sonucunda uykusuzluğa yol açarlar. Kulak zarının esnekliğini azaltarak işitme kaybına yol açarlar. Bu ise çocuğunuzun konuşmaya başlamasında gecikmeye yol açar. Bazen şiddetli ağrı sonrası kulakta akıntı olur,akıntıdan sonra ağrı azalır.
 
Sağlığı ve Duymayı Düzenleyici Tedavi
İlaçla Tedavi
Orta kulak enfeksiyonu saptandığında çocuğunuzun yaşı ve enfeksiyonun ciddiyetine göre bir tedavi düzenlenmesi gerekir. Tedavi planında antibiyotikler ve başka ilaçlar bulunabilir.
 
Cerrahi Tedavi
Eğer ilaçla tedaviye rağmen çocuğunuzda sık orta kulak enfeksiyonları görülüyorsa doktorunuz çocuğunuzun rahatsızlığının durdurulması ve işitme kaybının düzeltilmesi için cerrahi tedavi önerebilir. Orta kulak problemlerini düzeltmek için kullanılan girişim kısa ve etkilidir. Çocuğunuza aynı gün içinde cerrahi girişim uygulanıp o gece evine dönmesi sağlanır.
 
Orta Kulak
Orta kulak, kulak zarının arkasında bulunan bir boşluktur. İçindeki basınç sürekli değişerek zarın dışa bakan tarafıyla eşitlenir. Zarın her iki tarafındaki basınç eşitlendiğinde zar tam esnek hale gelir ve işitme normal şartlarda gerçekleşir. Ancak orta kulağın içindeki basınç düşerse sorunlar oluşur. Bu durum genellikle orta kulağı boğaza bağlayan östaki kanalının iki fonksiyonu vardır. Bu kanal hem orta kulak basıncının kontrol eder hem de orta kulağın drenajını sağlar. Yutkunduğunuzda bu kanal açılır böylece basıncın eşitlenmesi sağlanır. Oysa küçük çocuklarda bu kanal hem kısadır hem de düzdür, ancak yedi yaşına gelmiş bir çocukta bu kanal fonksiyonlarını tam sağlayacak bir anatomiye kavuşur.
 
Normal İşitme
Normal duyma için orta kulak ve kulak zarı önemlidir. Birlikte bu yapılar sesleri iç kulağa iletirler. Dışarıdan gelen ses dalgası elastik bir kulak zarına çarptığında zarı titreştirir, orta kulaktaki kemikçiler bu titreşime katılırlar. Böylece bu titreşimler iç kulağa kadar ulaşarak burada elektriksel mesajlara dönüşür ve sinir yollarıyla beyine kadar ulaşırlar.
Orta kulak enfeksiyonlar genellikle bir bakteri veya bir virüs tarafından oluşturulur. Çocuklarda kısa olan östaki kanalı yoluyla bu ajanlar kolaylıkla boğazdan orta kulağa taşınırlar. Orta kulağa bir kez ulaşan mikroplar burada yerleşir ve ürer bu ise hem orta kulakta hem de burası ile yakın ilişkide olan östaki kanalını etkileyerek tüpün içinde uzanan mukozanın şişmesine yol açar. Bloke olan tüp nedeniyle basınç düşer ve kulak zarı içe doğru çekilir. Esnekliğini kaybedeb zarın ses iletimi düşer. Diğer taraftan içeride bulunan yerleşmiş mikropların ürettikleri sıvı orta kulakta birikerek zarı dışa doğru iter.
Kronik sıvı birikimi işitmeyi engeller
Eğer kulak zarı yırtılmaz ve östaki kanalı tıkalı kalırsa buradaki sıvı kronikleşir. Eğer bu sıvı uzaklaştırılamazsa kulak zarının esnekliği azalır ve işitme etkilenir.
 
Tanının Konulması
” Kulak ağrısı, kulak tıkanması, akıntısı veya işitme kaybı gibi şikayetler görüldüğünde derhal bir Kulak Burun Boğaz ve Baş Boyun Cerrahisi uzmanına gitmeniz önerilir.
” Böyle bir durumda zamanın çok değerli olduğunu unutmayın.
Eğer çocuğunuzun kulağında bir sorun olduğu düşünülüyorsa her iki kulak zarı da muayene edilmeli gerekli testler yapılmalıdır. Tedavi ile ilgili yaklaşım muayene ve testlerin sonuçları ve çocuğunuzun sağlık geçmişine göre planlanır.
Muayene
Çocuğunuzun bademcikleri büyümüşse östaki kanalının boğaza açılan ağzının hemen etrafına yerleşen geniz eti de muayene edilir. Tekrarlayan enfeksiyonlarla geniz eti büyür ve östaki kanalının ağzı tıkanır. Bazı durumlarda ise havadan gelen mikropların burada tutulması ve östaki kanalı aracılığıyla bunların orta kulağa iletilmesi mümkündür.
Geniz etinin kulak iltihaplarında çok önemli yeri vardır. KBB ve Baş Boyun Cerrahisi uzmanınız bir orta kulak probleminden şüphelendiğinde otoskop, alın aynası, mikroskop gibi yöntemlerle muayeneye başvurur. Muayene için sadece 10-15 saniye yeterlidir ve ağrıya neden olmaz.
İlk önce ilaçla tedavi denenir
Çoğu çocuk ilk iki yaşında en az bir defa orta kulak enfeksiyonu geçirir. Tedaviyi belirleyen faktörler şunlardır; enfeksiyonun sıklığı ve enfeksiyonların aktif olduğu süre. Doktor ilaçları belirler ve iyileşme sürecini takip eder. Pek çok çocukta ilaçla tedavi ve risk faktörlerinin ortadan kaldırılması tedavi için yeterlidir. 2 veya 3 haftada orta kulakta biriken sıvı kaybolur. Eğer biriken sıvı kronikleşirse aylara varan bir takip gerekebilir.
 
Risk faktörleri
” Yuva veya kreş
” Alerjiye eğilim
” Sigara dumanı ile temas
Eğer cerrahiye gerek varsa
Bazı durumlarda ilaçla tedavi orta kulak problemlerini kontrol altına almakta yeterli olmayabilir. Eğer çocuğunuzda işitme kaybı mevcutsa veya meydana gelmiş olan sıvı aylarca tedaviye rağmen hala yerinde ise cerrahi yöntemlere başvurmak gereklidir. Tüpler çocuğunuzun kulağında sonsuza kadar kalmayacaklardır. Çoğu tüp 6-12 ay kadar yerinde kalabilir. Tüplerin kalış süresi çocuğunuzun büyüme süresi ile ilgilidir. Bir büyüme atağını takiben tüpler kendiliğinden düşeceklerdir. Tüplerin yerlerinde bıraktıkları delik ise hemen kapanacaktır. Eğer tüpler düştükten sonra kulak problemleri yenilerse yeni bir setin uygulanması gerekebilir.
 
SİNÜZİT
Bu sinüzit beni çok etkiliyor sorusuna cevabınız hayır ise siz çok şanslısınız demektir. Çünkü her yıl milyonlarca insan burunda dolgunluk, baş ağrısı ve burun akıntısı gibi şikayetlerle sinüs sorunu yaşamaktadır.
 
SİNÜS NEDİR?
Yeni doğmuş bir bebeğin bile çok küçük olsa dahi sinüsleri vardır. Başlangıçta bezelye büyüklüğünde olan bu boşluklar burnun içinden yüz ve kafatası kemiklerinin içine doğru genişleyen boşluklardır. Çocukluk ve genç erişkinlik çağında büyümeye ve genişlemeye devam eder. Hava cepleridirler. Burnun iç yüzünü kaplayan zarın aynısı tarafından kaplanırlar ve bir kurşun kalem başı büyüklüğünde açıklarla burun boşluğuna bağlanırlar.
Sinüsler normal salgı (mukus) oluşturan burun, sisteminin bir parçasıdır. Normal olarak burun ve sinüsler günde yaklaşık olarak yarım litre mukus salgılar. Üretilen mukus burun örtüsü (mukoza) üzerinde hareket ederek toz parçacıklarını, bakterileri ve diğer havayla taşınan partikülleri süpürür ve yıkarlar. Daha sonra bu mukus geriye boğaza süzülür ve yutulur. İçindeki parçacıklar ve bakterilwer mide asidi tarafından parçalanır. Birçok insan bunun farkında değildir çünkü normal bir vücut fonksiyonudur.
 
BURUN GERİSİNE AKINTI NE DEMEKTİR?
Burun içi; hava kirliliği tarafından, alerjiye neden olan maddeler tarafından, dumanla veya virüsler tarafından rahatsız edildiğinde normalden çok fazla mukus üretir. Bu burun zarlarındaki alerjik maddeyi yıkayıp uzaklaştırmak amacıyla bol miktarda üretilmiş, berrak su gibi bir salgıdır. Burun arkasına doğru su gibi bir salgı oluşur. Arkaya akıntının en önemli nedeni bu olaydır. Bir başka tipte ise mukus yapışkan ve kıvamlıdır.
Bu, hava yollarının çok kuru olduğu ve zarların yeterinde sıvı salgılayamadığı durumlarda görülür. Bakteriler tarafından oluşturulan enfeksiyonlarda da yapışkan ve kıvamlı mukus gözlenir aynı zamanda cerahatten dolayı mukusun rengi sarı veya yeşil olabilir.
 
SİNÜZİT NEDİR?
“-it” eki tıpta enfeksiyon veya enflamasyonu ifade eder. Bu nedenle sinüzit, sinüslerin enfeksiyonu veya enflamasyonudur. Tipik bir akut sinüzit vakası soğuk algınlığı veya alerjik bir atak sonucunda fazla miktarda mukus salgılanması ile otrtaya çıkar. Zarlar o kadar çok şişebilir ki sinüslerin küçük açıklıkları kapanır. Hava ve mukus burun ile sinüsler arasında rahat hareket edemezse mukus sinüsler içinde birikir ve basıncın artmasına neden olur. Hangi sinüsün etkilendiğine bağlı olarak yüzde veya alında üzerine basmakla oluşan, gözler arasında veya gerisinde, yanaklarda ve üst dişlerde ağrı meydana gelir. Çıkışı kapalı ve mukus dolu bir sinüs bakterilerin üremesi için çok uygun bir ortamdır. Soğuk algınlığı normalden fazla sürerse ve sümüğün rengi yeşil-sarıya dönerse veya garip bir tat oluşursa muhtemel bakteriyel enfeksiyon gelişmiştir. Uzun süren vakalarda kronik sinüzit gelişir. Baş ağrısı az görülür ancak akıntı ve kötü koku devam eder. Enflamasyonun çok aşırı olması sonucunda polip adı verilen oluşumlar gelişir. Bazı sinüzit olguları üst dişteki enfeksiyonun sinüse geçmesi sonucunda oluşur.
Sinüzit olgularının büyük çoğunluğu tıbbi tedaviye cevap verir ve tehlikeli değildir. Bununla birlikte sinüs içindeki bir enfeksiyon hem göze hem de beyne çok yakındır. Enfeksiyonu sinüslerden akan mukus akciğerler için sağlıklı değildir. Böylece sinüzit; bronşit, kronik öksürük veya astıma ya azdırır ya da bunların ortaya çıkmasına neden olur.
 
SİNÜZİT BAŞ AĞRISI NEDİR?
Soğuk algınlığı sırasında veya burun örtüsü şiştiği ve burnun aktığı zamanda veya burun sümükle dolu olduğunda yüzde, yanaklarda, alında veya göz çevresinde ortaya çıkan baş ağrısı muhtemelen sinüzit ağrısıdır. Sinüs enfeksiyonu buna neden olur. Bir başka tür sinüs baş ağrısı ise uçak inmek üzere alçaldığı zaman ortaya çıkar. Bu özellikle soğuk algınlığınız veya aktif alerjiniz varsa belirgin olur. Migren ve diğer damar kaynaklı baş ağrıları veya gerginlik baş ağrısı hem alın ve göz çevresinde ağrı oluşturması hem de burun akıntısına da neden olabilmelerinden dolayı sinüzit ile karıştırılabilirler. Ancak bu tip baş ağrıları doktor müdahalesi olmadan kısa sürede gelip geçerler.
 
KİMLER SİNÜS PROBLEMİYLE KARŞILAŞIRLAR?
Gerçekte herkes sinüs enfeksiyonu geçirebilir ancak bazı gruplar daha hassastırlar.
1. Alerjisi olanlar.
2. İyi nefes almayı ve mukus akışını engelleyecek yapısı burun bozuklukları olanlar: (septum deviasyonu gibi)
3. Sık sık enfeksiyona maruz kalanlar
4. Sigara içenler
 
TEDAVİ
Doktorunuz size soluk alıp vermeniz, burun akıntınızın rengi ve kokusu ve hangi olayların (günün hangi saatinde veya hangi mevsiminde) bu bulgulara neden olduğu ile ilgili sorular soracaktır. Baş ağrınızı tarif etmeye hazır olun; Ne zaman ve hangi sıklıkta olduğu, ne kadar sürdüğü, bulantı, kusma, görme bozukluğu, veya burun tıkanıklığı ile ilişkili olup olmadığı. Kulak Burun Boğaz uzmanı mukozanın görünüşüne ve salgının niteliğine dikkat ederek kulağınızı, burnunuzu, ağzınızı, dişlerinizi ve boğazınızı muayene edecektir. Burnunuzdaki hassasiyeti inceleyecektir. Bazı durumlarda sinüslerinizin röntgen filmi gerekli olabilir. Tedavi doktorunuzun koyduğu teşhis ile bağlantılı olacaktır. Enfeksiyonlar için antibiyotik tedavisi veya cerrahi müdahale bazen de her ikisi birden gerekebilir. Akut sinüzit çoğunlukla antibiyotik tedavisine yanıt verirken kronik için genellikle cerrahi müdahale gerekmektedir. Fonksiyonle Endoskopik Sinüs Cerrahisi (FESS) bu hastalıkların çözümünde son yıllarda uygulanan bir tekniktir. Sonuçlar oldukça başarılıdır. Eğer bulgular alerji, migren veya sinüzite benzeyen bir başka nedenden dolayı ise doktorunuz alternatif bir tedavi planı uygulayacaktır.
 
ÖNLEMLER
” Allerjiniz varsa bunu kontrol edin. Soğuk algınlığı olduğunuz zaman buharla nemlendirici kullanın. Yatağınızın baş tarafı daha yükseltilmiş bir şekilde uyuyun. Dekonjestanlar kullanılabilir ancak içlerindeki kimyasal maddeler adrenalin gibi etki gösterebileceğinden yüksek tansiyonu olanlarda riskli olabilir. Aynı zamanda bunlar uykusuzluğa neden olan uyarıcılardır. Kullanmadan önce doktorunuza başvurun.
” Burnunuzu tahriş eden kirleticilerden, özellikle sigara dumanından uzak durun.
” Dengeli beslenin, düzenli egzersiz yapın.
” Enfeksiyonu olduğunu bildiğiniz insanlarla ilişkilerinizi sınırlamaya çalışın bu olmuyorsa bir takım önemler alın (el yıkamak, ortak havlu ve önlük kullanmak).
” Birçok reçetesiz sinüs ilacı satılmaktadır ancak uygun bir tanı koyulmadan bunları kullanmak doğru değildir. En iyisi sizi muayene eden ve şikayetlerinizi bilen Kulak Burun Boğaz ve Baş Boyun Cerrahisi uzmanınızın verdiği ilaçları kullanmaktır.

AKTIP SAĞLIK HİZMETLERİ A.Ş. | 2017