FACEBOOK INSTAGRAM YOUTUBE TWITTER RANDEVU AL LAB. SONUÇ NÖBETÇİ ECZANE YOL TARİFİ

Nöroloji

Tıp Merkezimizde nöroloji polikliniği bulunmaktadır. Elektroensefalografi (EEG)  incelemeleri yapılmaktadır.
Nöroloji polikliniğinde tanı, tedavi ve takiplari yapılan başlıca hastalıklar şunlardır:
1. Başağrısı: Migren ve diğer başağrıları
2. Epilepsi (Sara hastalığı)
3. Beyin damar hastalıkları (İnme)
4. Parkinson hastalıkları ve diğer hareket bozuklukları
5. Demans: Alzheimer ve diğer bunama durumları
6. Multiple Skleroz Hastalığı
7. Sinir ve kas hastalıkları (Nöropatiler)
8. Uyku bozuklukları
 
BAŞ AĞRISI
Nöroloji polikliniğine başvuran hastalarda en sık rastlanan yakınmalardan biri başağrısıdır. Başağrları migren veya gerilim tipi başağrısı gibi tekrarlayan başağrılarına neden olan hastalıklar sonucu gelişebileceği gibi altta yatan hayati tehlikesi olan bir başaka hastalığın bulgusu da olabilir.
Başağrısıyla başvuran hastada tanıya varabilmak için öncelikle iyi bir hastalık öyküsü alınmalıdır. Yeni başlayan, küçük yaşta veya ileri yaşta ortaya çıkan (10 yaş altı, 50 yaş üzeri), başlangıcı ani ve şiddetli olan, kısa sürede yerleşen, yatınca artan, eforla ortaya çıkan, daha önceki tedavilere yanıt vermeyen, bilinç bozukluğu, çift görme, dengesizlik, uyuşmalar gibi nörolojik bulgularla beraber olan, başağrılarında altta yatan beyin kanaması, beyin tümörü, kafa içi basınç artışı, boyun damarlarında yırtılma, menenjit gibi hayati tehlikesi olan bir hastalık bulunabilir. Tanıda Bilgisayarlı Beyin Tomografisi veya Beyin MR incelemesi, kimi zaman daha ileri inceleme yöntemleri (lomber ponksiyon, anjiyografi gibi) yapılır.
Başağrısı altta yatan bir hastalıkla beraber değilse detaylı bir öykü ile baş ağrısının tipi belirlenir. Ataklar halinde gelen baş ağrıları olan bir hastada baş ağrısı ile birlikte mide bulantısı, kusma, ışıktan rahatsızlık varsa ve başağrısı en az bir gün süreyle kişiyi işinden alıkoyuyorsa büyük olasılıkla bu migren başağrısıdır. Migren başağrısıyla beraber kişinin genel durumunu da bozan hastalık hali yaratır. Başağrısından önce durgunluk, depresyon, konsantrasyon güçlüğü, esneme gibi başlangıç bulguları olabilir. Migren başağrısı genellikle tek yanlı, şiddetli ve zonklayıcıdır. Sesten rahatsızlık olur, merdiven çıkma, yürüme gibi fiziksel aktivite ile artar. Öncesinde ışık çakmaları, leke yada çizgiler, görme kaybı gibi geçici bulgular bulunabilir. Migren başağrısı kusma sonrası genellikle azalır. Başağrısı azalınca uyku isteği, yorgunluk ve bitkinlik olur. Migren başağrılarını tetikleyen bazı faktörler bulunur. Stres, adet dönemi, öğün atlama, uyku düzensizliği, hava değişimi, lodos, bazı besinler (kırmızı şarap, çikolata, kafein, kuruyemiş gibi), fizik egzersiz, parfüm kokusu sıklıkla ağrıyı tetikleyebilen durumlardır. Migren ataklarının tedavisinde amaç atak şiddetini, süresini ve eşlik eden bulguları azaltarak hastayı en kısa zamanda günlük yaşama döndürmektir. İlaç tedavisi yanında düzenli beslenmek, stresten kaçınmak, fazla uyumamak, tetikleyici besinlerden, sigaradan ve aşırı ilaç alımından uzak durmak atak gelmesini belirgin olarak azaltır. Atak tedavisinin yetersiz kaldığı durumlarda ağrı gelmesini önleyici tedaviler yapılır.
Diğer bir sık görülen başağrısı tablosu gerilim tipi başağrısıdır. Migrene göre genellikle daha hafif şiddette, ağrı süresi değişken, sıkıştırıcı tarzda, genellikle iki yanlı başağrısıdır. Migren tetikleyicilerinin birçoğu burada görülmez. Stresle artar. Bulantı, kusma, ışıktan rahatsızlık genellikle görülmez. Tedavisinde ağrı kesiciler yanında antidepresan ilaçlar etkilidir.
Günlük baş ağrısının en sık nedeni aşırı ilaç kullanımıdır. Migren tipi başağrısı olan kişilerde aşırı ağrı kesici kullanımı başağrılarının sürekli hale gelmesine neden olur. Sık olarak ergotamin grubu ilaçlar olmak üzere tüm ağrı kesiciler buna neden olabilir. Ayda 15 gün ilaç alımı sonucu migren ağrıları sıklaşır ve şiddetlenir. Ağrı kesici alımı başağrısını azaltmaz ancak ilaca bağımlılık geliştiği için hasta ilaç almayı sürdürür. Bu hastaların tedavi olabilmesi için ilaç bağımlılığından kurtulması gerekir. Nöroloji servisinde yatarak veya poliklinikten takiple iki ay süreyle ağrı kesici bırakıldığında günlük başağrısı sona ermektedir. Kliniğimizde de bu hastaların tedavisinde çok iyi sonuçlar alınmaktadır.
 
EEG
EEG NASIL ÇEKİLİR?
 
EEG kayıt öncesinde elektrodların yerleşimi çok önemli bir hazırlık aşamasıdır. EEG Ortalama 23 tane küçük elektrodun bir tür jel yardımı ile saçlı kafa derisine yerleştirilmesi ve bir bilgisayar yardımıyla beyinin elektriksel aktivitesinin kaydedilmesi suretiyle yapılır.
EEG tamamen ağrısız ve zararsız bir inceleme yöntemidir. Her yaşta insana EEG çekilebilir. EEG’de Radyasyon etkisi yoktur ve beyine zarar vermez.
EEG çekimi süresince hasta sakin bir şekilde oturmalı veya yatmalıdır. Parazitsiz, kaliteli kayıt alabilmek için aksi istenmedikçe, hasta, gözlerini kapalı, çene ve boyun kaslarını gevşek tutmalıdır.EEG teknisyeninin direktiflerine göre söylenenleri yapmalıdır.
EEG filtrelerinin doğru ayarlanmış olması da çok önemlidir. Genellikle aralıklı ışık uyaran ve derin nefes alıp verme şeklinde aktivasyon yöntemleri rutin olarak kullanılır. Amaç epileptik odağı veya anormal aktiviteyi aktif hale geçirmektir.
 
EEG’nin doğru yorumlanabilmesi kaliteli kayıt yapılmasını gerektirmektedir. Buda titiz elektrot yerleştirmenin, cihazın uygun kontrollerini yapmanın, artefaktları tanımanın ve mümkün olduğunda düzeltmenin ve beyin elektriksel aktivitesini en uygun gösterebilecek uygun montajların seçimini yapabilen, tetkikin önemini anlayan, hasta ile iyi bir işbirliği sağlayabilen eğitimli teknisyenlere bağlıdır.
 
Çekim sırasında;
10 saniye ara ile 5-7 kez göz aç-kapa ,
3-5 dakika süren hipervantilasyon (derin nefes alıp-verme) ,
5-7 dakika fotik stimülasyon (ışıklı uyarı) gibi aktivasyon yöntemleri uygulanır.
Çocuklarda inceleme sırasında tepki ve kooperasyon eksikliği olabilir. Böyle durumlarda elektrodlar hasta uyuduktan sonra bağlanır. Uyku kaydı tamamlandıktan sonra hasta uyandırılır hareketlerin EEG kaydına engel olmadığı dönemde olabildiğince uzun bir süre uyanık dönemde de EEG kaydına devam edilmeye çalışılır.
Çocuklarda inceleme sırasında tepki ve kooperasyon eksikliği olabilir. Böyle durumlarda elektrodlar hasta uyuduktan sonra bağlanır. Uyku kaydı tamamlandıktan sonra hasta uyandırılır hareketlerin EEG kaydına engel olmadığı dönemde olabildiğince uzun bir süre uyanık dönemde de EEG kaydına devam edilmeye çalışılır.
Çocuklara genellikle kısa süreli uyku EEG çekimi yapılır. Anne kucağında olup anne sıcaklığını hissetmesi de sakinleşmesine ve uyumasına katkıda bulunur. İşlem can yakmaz. Hastaya elektrik verilmesi söz konusu değildir.
 
EEG KAYIT SÜRELERİ:
Rutin (Normal) EEG 20- 30 dakika arasında sürer.
Uyku-Uyanıklık EEG: Ortalama 1 saat sürer (20 Dakika uyanık, 40 dakika uyku halinde),
Bazı durumlarda 3 saatlik, tüm gece veya 24 saatlik EEG çekilebilinir.
 
BEBEKLERE EEG NASIL ÇEKİLİR?
Küçük bebeklerde bebeği hareketsiz tutmak zor olduğu için EEG incelemesi her zaman uykuda yapılır. Bu nedenle inceleme için size verilen randevu saatinden öncesinde çocuğunuzun yeteri kadar uzun bir süre uykusuz kalmasını sağlayın.Hastaneye gelirken yolda uyumamasına dikkat edin. Çocuklarda inceleme sırasında tepki ve kooperasyon eksikliği olabilir. Bu nedenle EEG incelemesi bir çocuğa yapılacaksa, incelemeden önce uygun bir biçimde çocuğun bilgilendirilmesi, korkusunun azaltılması için güler yüzlü ve anlayışlı bir tavırla olabildiğince güven verilmesi uygun olur.
Bebeğin uykusuz bırakılarak o saatte doğal uykuda olması yeğlenmektedir.Derin uykuda uyuyabilecek şekilde uykusuz bırakılmalıdır. Karnı tok olursa daha iyi uyur. Anne kucağında olup anne sıcaklığını hissetmesi de sakinleşmesine ve uyumasına katkıda bulunur.
Bebek EEG’sinde, çekim için bebekleri uyutmak hemen hemen zorunlu bir durumdur. Ancak beyin aktivitesini olumsuz etkilememesi ve yanlış sonuçlar vermemesi için,anestezik ajanlar kullanmamaktayız. Bu konuda yıllardır gündüz ve gece EEG çekimleriyle hizmet veren ekibimiz, bazen saatler süren bebek ve çocuk EEG’sini büyük bir özveri ve sabırla gerçekleştirmektedir.
 
Başka elektrod bağlama yöntemleri yok mudur?
Ufak çocukların kooperasyonundaki güçlük ve yavaşlık dolayısıyla değişik bantlar ve kafaya geçirilebilen bone gibi sistemler geliştirilmiştir. Fakat, bu sistemlerde de hareketli çocuklarda tüm elektrodlar birden yerinden oynayabileceğinden güvenilir kayıt sıklıkla mümkün olmaz. Ayrıca uzun kayıtlarda bone gibi sistemlerle kooperasyon yine zor olmaktadır.
 

AKTIP SAĞLIK HİZMETLERİ A.Ş. | 2017